Bu çalışma, yapay zekâ teknolojilerinin okul öncesi eğitimde ortaya çıkardığı dönüşümü kapsamlı biçimde incelemektedir. Erken çocukluk dönemi, çocukların bilişsel, sosyal-duygusal ve dil gelişiminin en hızlı olduğu dönemdir ve bu nedenle yapay zekâ tabanlı uygulamalar bu yaş grubu için önemli fırsatlar sunmaktadır. Çalışmada yapay zekânın öğrenme süreçleri üzerindeki etkileri, kişiselleştirilmiş öğretim olanakları, etkileşimli oyun materyalleri, hikâye anlatım sistemleri ve STEM temelli dijital araçlar çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu teknolojilerin çocukların dikkat, hafıza, problem çözme, yaratıcılık ve sosyal etkileşim becerilerine katkı sunduğu görülmektedir. Öğretmenin rolünün değişimi çalışmanın önemli bulgularından biridir. Yapay zekâ, öğretmeni bilgi aktarıcısından çok bir rehber, moderatör ve tasarımcı konumuna taşımaktadır. Bu durum, öğretmenlerin dijital pedagojik yeterliklerinin güçlendirilmesini ve yapay zekâ okuryazarlığının geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Ayrıca yapay zekâ entegrasyonunun etik, güvenlik ve mahremiyet açılarından dikkatle ele alınması gerektiği vurgulanmıştır. Çocuk verilerinin korunması, güvenli kullanım ilkelerinin uygulanması ve algoritmik önyargı risklerinin azaltılması bu sürecin temel gereklilikleri arasında yer almaktadır. Genel olarak çalışma, yapay zekânın okul öncesi eğitimde dönüştürücü bir potansiyele sahip olduğunu, ancak bu potansiyelin pedagojik, etik ve gelişimsel ilkeler gözetilerek hayata geçirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
This study examines the transformative impact of artificial intelligence technologies on early childhood education from a comprehensive perspective. Early childhood is a critical period in which cognitive, socio-emotional, and language development occur rapidly, making AI-based applications highly relevant for this age group. The study evaluates the influence of artificial intelligence on learning processes, including personalized learning systems, interactive game materials, AI-driven storytelling applications, and STEM-oriented digital tools. These technologies contribute to children’s attention, memory, problem-solving abilities, creativity, and social interaction skills. One of the significant findings of the study is the evolving role of the teacher. Artificial intelligence shifts the teacher’s position from a traditional knowledge transmitter to a guide, moderator, and instructional designer. This transformation highlights the necessity of enhancing teachers’ digital pedagogical competencies and strengthening AI literacy. Additionally, the integration of artificial intelligence into early education must be addressed with careful consideration of ethical, security, and privacy concerns. Protecting children’s data, implementing safe-use principles, and reducing algorithmic bias are fundamental requirements of this process. Overall, the study demonstrates that artificial intelligence carries strong transformative potential for early childhood education; however, this potential must be implemented within frameworks that respect pedagogical principles, ethical norms, and developmental needs.